İstirdat davası, borçlu olmadığı halde icra takibinin baskısıyla ödeme yapmak zorunda kalan kişinin ödediği parayı geri almak için açtığı davadır (İİK m.72). Davanın temel şartları üçtür: Hakkınızda icra takibi yapılmış olmalı, borçlu olmadığınız parayı cebri icra tehdidi altında ödemiş olmalısınız ve dava ödeme tarihinden itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Süre geçtikten sonra yol tamamen kapanmaz; sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dava açılabilir.
İstirdat Davası Ne Zaman Gündeme Gelir?
Tipik örnek şöyledir: Teminat olarak verdiğiniz bono, iş bittiği halde iade edilmemiş ve hakkınızda kambiyo takibi başlatılmıştır. İtiraz süresini kaçırdınız, maaşınıza ve hesabınıza haciz konuldu ve ihalede taşınmazınızı kaybetmemek için borcu ödediniz. Borcun gerçekte var olmadığını düşünüyorsanız, ödediğiniz parayı istirdat davasıyla geri isteyebilirsiniz.
Ödeme yapmadan önce menfi tespit davası açtıysanız ve dava sürerken ödemek zorunda kaldıysanız ayrı dava açmanıza gerek yoktur; kanun gereği dava istirdat davası olarak devam eder. Ödemeden önceki aşamada izlenecek yol için menfi tespit davası yazımıza bakabilirsiniz.
Diğer sık rastlanan durumlar arasında daha önce elden ödenmiş ama alacaklının makbuz vermediği borç, zamanaşımına uğramış alacak için yürütülen takip ve hesap hatası nedeniyle fazla tahsil edilen faiz sayılabilir. Fazla tahsil edilen kısım küçük de olsa, belgelenebiliyorsa istirdat davasının konusu olabilir. Ödemeyi yaparken icra dosyasına “borcu kabul etmeden, takibin baskısıyla ödüyorum” şeklinde beyan vermek ileride ispatı kolaylaştırır.
İstirdat Davasının Şartları
1. İcra takibi yapılmış olmalı
İstirdat davası, icra takibiyle bağlantılı özel davadır. Hiçbir takip yokken, örneğin karşı tarafın sözlü ısrarı üzerine yapılan ödeme için İİK m.72’deki istirdat davası değil, sebepsiz zenginleşmeye dayanan genel dava açılır. Uygulamada ilamsız takipler ve kambiyo senetlerine dayalı takipler, istirdat davasının en sık görüldüğü alanlardır.
İlamlı takiplerde durum farklıdır. Mahkeme kararına dayanan takipte ödeme yaptıktan sonra karar istinaf veya Yargıtay aşamasında bozulursa, İİK m.40 uyarınca icra eski hale iade edilir ve ödenen para aynı icra dosyası üzerinden geri istenir. Ayrı dava gerekmez.
2. Ödeme cebri icra tehdidi altında yapılmış olmalı
Ödemenin borçlunun özgür iradesiyle değil, takibin yarattığı baskı altında yapılması gerekir. Paranın icra dosyasına yatırılması, haciz yoluyla tahsil edilmesi veya mahcuz malın satış bedelinden alacaklıya ödeme yapılması kapsama girer. Takip devam ederken alacaklıya doğrudan yapılan ödemeler de Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre cebri icra tehdidi altında yapılmış sayılabilir. Takip başlamadan, kendi isteğinizle yaptığınız ödeme ise kural olarak kapsam dışıdır.
3. Borçlu olunmayan para ödenmiş olmalı
Davanın esası, ödenen paranın aslında borç olmadığıdır. Borç hiç doğmamış, daha önce ödenmiş, zamanaşımına uğramış, senet teminat amacıyla verilmiş ya da imza sahte olabilir. Mahkeme, borç ilişkisini baştan inceler.
4. Bir yıllık süre geçmemiş olmalı
Dava, ödeme tarihinden itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Süre hak düşürücü niteliktedir ve mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınır. Haciz yoluyla parça parça tahsil edilen paralarda sürenin her ödeme için ayrı mı yoksa son ödemeden mi başlayacağı tartışmalı olabilir; en güvenli yol, ilk ödeme tarihini esas alıp süreyi ona göre planlamaktır.
Süre Geçtiyse Ne Yapılabilir?
Bir yıllık süre dolduktan sonra İİK m.72’ye dayanan istirdat davası açılamaz. Ancak Türk Borçlar Kanunu’nun sebepsiz zenginleşme hükümleri (TBK m.77 vd.) uygulanır. TBK m.82’ye göre sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, hak sahibinin geri isteme hakkını öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Sebepsiz zenginleşme davasında ispat yükü ve şartlar istirdattan farklıdır; davacı açısından ispat daha zor olabilir.
İspat Yükü
İstirdat davasında ispat yükü, menfi tespit davasındaki kurallara göre belirlenir. Alacağın varlığını iddia eden davalı, alacağını ispat etmekle yükümlüdür. Senede dayanan takiplerde ise senedin bedelsiz kaldığını veya teminat amaçlı verildiğini ileri süren davacı, iddiasını kural olarak yazılı delille ispat etmelidir. Tanık beyanları senede karşı tek başına yeterli değildir.
Ödeme belgelerinin saklanması şu açıdan kritik önemdedir. Dekont, tahsilat makbuzu, icra dosyasından alınan ödeme dökümü ve haciz tutanakları davanın temel delilleridir. Dosyanın kapatılması aşamasında hangi belgelerin alınacağı için icra dosyası nasıl kapatılır yazımız yol gösterebilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme, borç ilişkisinin niteliğine göre belirlenir: Genel alacaklarda asliye hukuk, ticari ilişkilerde ve kambiyo senetlerinde asliye ticaret, tüketici işlemlerinde tüketici mahkemesi. Yetki bakımından dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde veya takibin yapıldığı yer mahkemesinde açılabilir. Ataşehir’deki icra dairelerinden yürütülen takipler için İstanbul Anadolu Adliyesi’ndeki mahkemeler yetkilidir. Ticari uyuşmazlıklarda davadan önce arabulucuya başvurmak dava şartı olabilir.
Davada Neler İstenebilir?
- Ödenen asıl para: Borçlu olunmadığı halde ödenen tutarın tamamı.
- Faiz: Ödeme tarihinden itibaren yasal faiz; ticari ilişkilerde avans faizi talep edilebilir.
- Takip masrafları: İcra dosyasına ödenen harç, masraf ve vekalet ücreti de ödenen paranın parçası olarak istenebilir.
- Yargılama giderleri: Davayı kazanan taraf lehine harç, bilirkişi ücreti ve vekalet ücreti.
Bağımsız açılan istirdat davası için kanunda menfi tespitteki gibi yüzde 20 oranında kötü niyet tazminatı öngörülmemiştir. Menfi tespit olarak başlayıp istirdata dönüşen davalarda tazminat şartlarının ayrı biçimde değerlendirilmesi gerekir.
Süreç Adım Adım
- İcra dosyasının tamamını, ödeme dökümünü ve senet örneğini temin edin.
- Borçlu olmadığınızı gösteren yazılı belgeleri toplayın: teminat yazısı, ödeme dekontu, yazışmalar.
- Uyuşmazlık ticariyse arabuluculuk bürosuna başvurun.
- Bir yıllık süre dolmadan dava dilekçesini sunun, harç ve gider avansını yatırın.
- Ön inceleme ve tahkikat aşamasında delillerinizi sunun; gerekiyorsa imza incelemesi ve bilirkişi talep edin.
Sık Yapılan Hatalar
- Süreyi takip etmemek: Ödeme tarihini kaydetmeyen borçlu, bir yıllık hak düşürücü süreyi fark etmeden kaçırabilir.
- Ödemeyi belgesiz yapmak: Alacaklıya elden yapılan ödemenin makbuzu alınmazsa, cebri icra tehdidi altında ödeme yapıldığını ispat zorlaşır.
- Ödeme sırasında borcu kabul eden beyan vermek: İcra dairesine “borcumu kabul ediyorum” yazan dilekçe, davada aleyhinize delil olarak kullanılabilir.
- Yanlış mahkemede dava açmak: Ticari bir senet için asliye hukuk mahkemesinde açılan dava görevsizlik kararıyla zaman kaybettirir.
- Arabuluculuk şartını atlamak: Dava şartı olan uyuşmazlıkta doğrudan dava açmak, usulden ret ile sonuçlanır.
Sık Sorulan Sorular
İstirdat davası açma süresi nedir?
Ödeme tarihinden itibaren 1 yıldır. Süre geçerse sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dava açılabilir.
Haciz yoluyla alınan para için istirdat davası açılır mı?
Evet. Haciz ve satış yoluyla tahsil edilen para da cebri icra tehdidi altında ödenmiş sayılır.
İstirdat ile menfi tespit arasındaki fark nedir?
Menfi tespit ödeme yapılmadan önce borcun olmadığını tespit ettirir. İstirdat ise ödeme yapıldıktan sonra paranın geri alınmasını sağlar.
Ödediğim parayı faiziyle geri alabilir miyim?
Dava kabul edilirse ödenen para, kural olarak ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte geri hükmedilir.
Ödediğiniz Parayı Geri Almak İçin
Süre hak düşürücü olduğundan ödeme tarihini not edip belgelerinizle birlikte vakit kaybetmeden değerlendirme yaptırmanız yerinde olur. İcra uyuşmazlıklarındaki çalışmalarımızı Ataşehir icra avukatı sayfamızda bulabilir, büromuza (0532) 776 65 64 numarasından veya Ataşehir Küçükbakkalköy’deki adresimizden ulaşabilirsiniz.
Hazırlayan: Ataşehir Avukat – Av. M. Şamil Arslan Hukuk Bürosu. Son güncelleme: Ekim 2026. Yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez.
