Boşanmada mal paylaşımı, eşler aksini sözleşmeyle kararlaştırmadıysa Türk Medeni Kanunu’ndaki edinilmiş mallara katılma rejimine göre yapılır. Evlilik süresince eşlerin emekleriyle edindikleri mallardan borçlar düşülür, kalan “artık değerin” yarısı diğer eşe katılma alacağı olarak ödenir. Evlilikten önce sahip olunan mallar ile miras ve bağış yoluyla gelenler kişisel mal sayılır ve paylaşılmaz. Paylaşım boşanma davasının içinde değil, kural olarak ayrı açılan mal rejiminin tasfiyesi davasında yapılır.
Hangi dönem hangi kurala tabidir?
Türkiye’de mal rejimi kuralları 1 Ocak 2002’de değişti. O tarihten önce 743 sayılı eski Medeni Kanun’un mal ayrılığı rejimi geçerliydi; her eşin malı kendisine aitti. 4722 sayılı Yürürlük Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca eski kanun döneminde evlenen ve başka rejim seçmeyen eşler, 2002 itibarıyla yasal rejim olan edinilmiş mallara katılmaya geçmiş sayılır.
Pratik sonucu şudur: 2002 öncesinde evlenmiş çiftlerde tasfiye iki döneme bölünür. 2002 öncesi edinilen mallar için eşin talebi ancak katkı payı alacağı olarak ileri sürülebilir ve katkının ispatı gerekir. 2002 sonrası edinilen mallar için ise katkı aranmadan artık değerin yarısı istenir. Malın hangi tarihte edinildiği, tapu ya da satış belgesindeki tarihe göre belirlenir.
Edinilmiş mal ve kişisel mal nasıl ayrılır?
TMK m.219, edinilmiş malı eşin mal rejimi süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleri olarak tanımlar. Maaş ve ücretle alınan ev ve araç, evlilik içinde biriken banka mevduatı, sosyal güvenlik kurumlarından yapılan ödemeler ve kişisel malların gelirleri şu gruba girer. Kanun, eşin bütün mallarının aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayılacağını kabul eder (TMK m.222).
TMK m.220’ye göre ise şunlar kişisel maldır ve paylaşıma girmez:
- Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya
- Mal rejiminin başlangıcında sahip olunan malvarlığı değerleri
- Sonradan miras yoluyla veya karşılıksız olarak (bağış) kazanılan mallar
- Manevi tazminat alacakları
- Kişisel malların yerine geçen değerler (örneğin evlilikten önce sahip olunan arsanın satışıyla alınan daire)
Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre düğünde kadına takılan ziynet eşyası, aksine örf veya anlaşma kanıtlanmadıkça kadının kişisel malıdır. Ziynetlerin iadesi davası, mal rejimi tasfiyesinden farklı bir taleptir ve sıklıkla boşanma davasıyla birlikte ileri sürülür.
Katılma alacağı nasıl hesaplanır?
Hesaplama, her eşin edinilmiş malları için ayrı ayrı yapılır. Adımlar kabaca şöyledir:
- Mal rejiminin sona erdiği tarih belirlenir. Boşanmada mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiş sayılır (TMK m.225). Dava tarihinden sonra edinilen mallar tasfiyeye girmez.
- Edinilmiş mallar tespit edilir. Dava tarihindeki mal varlığı esas alınır.
- Değer biçilir. Mallar, tasfiye tarihindeki sürüm değerleriyle hesaplanır (TMK m.235). Uygulamada bilirkişi, karar tarihine en yakın tarihteki piyasa değerini belirler.
- Eklenecek değerler ve denkleştirme dikkate alınır. Eşin son bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile katılma alacağını azaltmak amacıyla yaptığı devirler hesaba katılır (TMK m.229).
- Borçlar düşülür ve artık değer bulunur. Malla ilgili borçlar (örneğin konut kredisinin kalan kısmı) düşülür.
- Artık değerin yarısı katılma alacağıdır. Her eş, diğerinin artık değerinin yarısını alır; alacaklar takas edilir (TMK m.236).
Örnek vermek gerekirse: evlilik içinde maaşla alınmış, kredisi kapanmış ve dava tarihinde değeri 6 milyon TL olan, eşlerden biri adına kayıtlı daire, diğer eş yönünden 3 milyon TL katılma alacağı doğurur. Dairenin peşinatı evlilikten önceki birikimle ödendiyse, o oran kişisel mal payı olarak ayrılır ve hesap değişir. Kredili alımlarda evlilikten önce ve sonra ödenen taksitlerin ayrımı, bilirkişinin en çok zaman harcadığı konudur.
Değer artış payı nedir?
Eşlerden biri, diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında o malın değerindeki artış oranında değer artış payı isteyebilir (TMK m.227). Kişisel mala yapılan katkı için de geçerlidir. Örneğin eşin babasından kalan eve, öteki eşin kendi birikimiyle yaptırdığı tadilat, değer artış payı talebine konu olabilir. Katkının belge ve banka kayıtlarıyla ispatı belirleyicidir.
Mal paylaşımı davası nerede ve ne zaman açılır?
Mal rejiminin tasfiyesi davası aile mahkemesinde görülür. Boşanma halinde yetkili mahkeme, boşanma davasına bakan mahkemedir (TMK m.214). Ataşehir’deki dosyalar için İstanbul Anadolu Aile Mahkemeleri yetkilidir. Dava boşanma davasıyla birlikte ya da ondan sonra açılabilir; birlikte açılırsa mahkeme genellikle tasfiye dosyasını ayırır ve boşanma kararının kesinleşmesini bekletici mesele yapar.
Zamanaşımı konusunda dikkat: Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre mal rejiminin tasfiyesinden doğan alacaklar TMK m.178’deki bir yıllık süreye değil, genel on yıllık zamanaşımına tabidir. Süre, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren işler. Yine de beklemek, ispat ve değer tespiti açısından dezavantaj yaratır.
Dava, alacak miktarı başlangıçta bilinemediği için çoğu zaman belirsiz alacak davası olarak açılır (HMK m.107). Harç dava değerine göre nispi olarak alınır; başlangıçta düşük değer gösterilip bilirkişi raporundan sonra değer artırılabilir.
Dava sırasında malların elden çıkarılması nasıl önlenir?
Boşanma sürecinde eşin taşınmazı satması ya da üçüncü kişiye devretmesi sık rastlanan endişedir. Mahkemeden ihtiyati tedbir istenerek taşınmazın tapu kaydına devir yasağı konulabilir. Aile konutu olarak kullanılan taşınmaz için TMK m.194 uyarınca tapuya aile konutu şerhi verilebilir; şerh sonrasında malik eş, diğer eşin rızası olmadan konutu devredemez. Ayrıntıları aile konutu şerhi yazımızda anlattık.
Devir gerçekleşmişse bile hak tamamen kaybolmaz. Katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirler eklenecek değer olarak hesaba katılır ve belirli şartlarla üçüncü kişiye karşı da talepte bulunulabilir.
Anlaşarak paylaşım mümkün mü?
Eşler mal paylaşımını kendi aralarında kararlaştırabilir. Anlaşmalı boşanma protokolüne taşınmazların, araçların ve birikimlerin kime kalacağı açıkça yazılırsa ayrı tasfiye davasına gerek kalmayabilir. Protokolde genel “karşılıklı talebimiz yoktur” ifadesi, mal rejiminden doğan haklardan feragati her zaman açıkça göstermeyebilir; maddeler ayrıntılı yazılmalıdır. Protokolün hazırlanması hakkında anlaşmalı boşanmada avukat gerekli mi yazımıza bakabilirsiniz.
Evlenmeden önce ya da evlilik sırasında mal ayrılığı gibi farklı rejim seçmek de mümkündür. Evlilik sözleşmesi noterde düzenlenir veya onaylanır; evlenme başvurusu sırasında da rejim seçilebilir.
Sık Sorulan Sorular
Eşimin adına kayıtlı evden pay alabilir miyim?
Ev 2002 sonrasında ve evlilik içinde, eşin geliriyle alınmışsa edinilmiş maldır; tapuda kimin adı yazdığından bağımsız olarak artık değerin yarısı oranında katılma alacağı doğar. Pay, kural olarak taşınmazın kendisi değil, parasal alacak olarak verilir.
Aldatan eş mal paylaşımında hakkını kaybeder mi?
Kusur, kural olarak katılma alacağını etkilemez. TMK m.236/2 hâkime zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada kusurlu eşin payını hakkaniyete uygun ölçüde azaltma ya da kaldırma imkânı tanır; diğer kusur türleri paylaşımı etkilemez.
Banka hesabındaki para da paylaşılır mı?
Evlilik içinde gelirle biriktirilmiş mevduat edinilmiş maldır ve dava tarihindeki bakiye esas alınır. Dava açılmadan kısa süre önce hesaptan yapılan olağan dışı çekimler, eklenecek değerler kapsamında incelenebilir.
Kira geliri ne olacak?
Kişisel maldan elde edilen kira geliri, TMK m.219’a göre edinilmiş mal sayılır. Kişisel daire paylaşılmaz, fakat evlilik süresince ondan elde edilen ve harcanmayan kira birikimi tasfiyeye girer.
Mal paylaşımında sonucu belirleyen, malların edinilme tarihi ve kaynağının belgelerle ortaya konmasıdır. Ataşehir boşanma avukatı sayfamızda boşanma ve tasfiye davalarına dair çalışma alanımızı görebilir, kendi dosyanızın değerlendirilmesi için (0532) 776 65 64 numarasından Küçükbakkalköy’deki büromuza ulaşabilirsiniz.
Hazırlayan: Ataşehir Avukat – Av. M. Şamil Arslan Hukuk Bürosu. Son güncelleme: Ekim 2026. Yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez.
