Nafaka artırım davası, nafakaya hükmedilen kararın kesinleşmesinden sonra tarafların ekonomik durumu değiştiğinde veya hakkaniyet gerektirdiğinde açılır. Dayanak, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 176. maddesinin dördüncü fıkrasıdır. Paranın alım gücünün enflasyonla düşmesi, çocuğun büyümesiyle giderlerin artması veya nafaka yükümlüsünün gelirinin yükselmesi en sık kabul gören gerekçelerdir. Dava aile mahkemesinde açılır ve artırım, kural olarak dava tarihinden itibaren uygulanır.
Nafaka Artırımının Yasal Dayanağı
TMK 176/4’e göre tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi halinde irat biçimindeki nafakanın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir. Aynı fıkra, hakime gelecek yıllarda nafakanın tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karar altına alma yetkisi de tanır. Yoksulluk nafakası doğrudan o hükme tabidir.
Çocuk için ödenen iştirak nafakasında da Yargıtay aynı ilkeyi uygular. TMK 182, boşanma sonrası çocuğun giderlerine katılmayı düzenler; TMK 331 ise durumun değişmesi halinde hakimin çocuğa ilişkin önlemleri yeniden düzenleyeceğini söyler. Tedbir nafakası ise boşanma davası sürerken aynı dosyada artırılabilir; ayrı bir dava gerekmez.
Hangi Şartlarda Nafaka Artırımı İstenebilir?
Mahkeme, son nafaka kararının kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında tarafların durumunu karşılaştırır. Aradaki farkın nafaka miktarını değiştirmeyi haklı kılıp kılmadığına bakar. Artırım talebini güçlendiren başlıca durumlar şunlardır:
- Enflasyon ve alım gücü kaybı: Nafaka yıllar önce belirlenmişse ve kararda yıllık artış öngörülmemişse, para değerindeki düşüş tek başına güçlü bir gerekçedir.
- Çocuğun ihtiyaçlarının artması: Okula başlama, üniversite hazırlığı, özel ders, sağlık sorunu gibi değişiklikler giderleri büyütür.
- Nafaka yükümlüsünün gelirinin yükselmesi: Terfi, yeni iş, şirket kârı, miras veya kira geliri edinilmesi ödeme gücünü artırır.
- Nafaka alacaklısının durumunun kötüleşmesi: İş kaybı, hastalık veya kira artışı gibi gelişmeler ihtiyacı büyütür.
Hakkaniyet ölçüsü belirleyicidir. Nafaka yükümlüsünün gelirinde artış olmasa bile, enflasyon karşısında anlamını yitirmiş bir nafakanın güncellenmesi istenebilir. Buna karşılık yükümlünün ödeme gücünü aşan bir artış talebi, haklı gerekçeye dayansa da kısmen kabul edilebilir.
Kararda Yıllık Artış Varsa Yeniden Dava Açılabilir mi?
Boşanma kararında “her yıl TÜFE (veya ÜFE) oranında artırılmasına” gibi bir hüküm bulunabilir. O durumda nafaka her yıl kendiliğinden güncellenir ve alacaklı, artışlı tutarı doğrudan icra takibine konu edebilir. Artış oranının uygulanması için yeniden dava açmak gerekmez.
Yine de otomatik artış, tarafların hayatındaki diğer değişiklikleri karşılamayabilir. Çocuğun ihtiyaçları hızla büyümüşse ya da yükümlünün geliri belirgin biçimde artmışsa, yıllık artış hükmüne rağmen artırım davası açılabilir. Kararda artış oranı yoksa, artırım davasında gelecek yıllar için de oran belirlenmesini talep etmek yerinde olur; Yargıtay uygulamasında hakim o konuda talep bulunmadan karar vermez.
Dava Süreci Adım Adım
- Dava dilekçesi: Önceki nafaka kararı, kesinleşme tarihi, istenen yeni tutar ve gerekçeler yazılır. Gelecek yıllar için artış oranı da talep edilir.
- Harç ve masraf: Nispi harç, istenen aylık artış farkının yıllık toplamı üzerinden hesaplanır. Oranlar her yıl Harçlar Kanunu tarifesiyle güncellenir.
- Cevap dilekçesi: Davalının iki haftalık cevap süresi vardır (HMK 127).
- Sosyal ve ekonomik durum araştırması: Mahkeme kolluk aracılığıyla tarafların gelir ve yaşam koşullarını araştırır; SGK, tapu, araç ve banka kayıtları celbedilir.
- Tanık dinleme ve karar: Gerekirse tanıklar dinlenir, ardından karar verilir. Karara karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir (HMK 345).
Nafaka artırım davalarında dava şartı olarak arabuluculuk aranmaz. Dava süresi mahkemenin iş yüküne ve araştırmanın hızına göre değişir; dosyaların önemli kısmı birkaç ay ile bir yıl arasında sonuçlanır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Genel yetki kuralına göre dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Yetki kesin olmadığından davalı süresinde itiraz etmezse başka bir yerde açılan dava da görülebilir. Davalı Ataşehir veya çevre ilçelerde oturuyorsa dosya, Kartal’daki İstanbul Anadolu Adliyesi aile mahkemelerinde görülür.
Artırım ile Azaltma Davası Aynı Anda Görülebilir mi?
Uygulamada nafaka alacaklısı artırım davası açtığında, yükümlü de çoğu zaman azaltma veya kaldırma davasıyla karşılık verir. İki dava aynı mahkemede açılmışsa birleştirilerek görülür; farklı mahkemelerdeyse bağlantı nedeniyle birleştirme istenebilir. Mahkeme iki tarafın iddialarını aynı araştırma üzerinden değerlendirir. O nedenle dava açmadan önce kendi gelirinizdeki değişiklikleri de dürüstçe gözden geçirmek, karşı davanın sürpriz olmasını engeller.
Hangi Belgeler Dosyayı Güçlendirir?
Artırım davası, “o zaman” ile “şimdi” arasındaki farkı somut belgelerle göstermeye dayanır. Şu evrakı hazırlamanızı öneririz:
- Önceki nafaka kararı ve kesinleşme şerhi.
- Çocuğun okul kayıt, servis, kurs ve sağlık giderlerine ait faturalar.
- Kira sözleşmesi ve kira artışlarını gösteren belgeler.
- Kendi gelir durumunuzu gösteren bordro veya SGK dökümü.
- Karşı tarafın yeni işine, şirket ortaklığına, araç veya ev alımına dair bilgiler.
Çocuğun giderlerini kalem kalem gösteren basit bir tablo, hakimin ihtiyacı görmesini kolaylaştırır. Hesap yöntemine ilişkin ölçütleri iştirak nafakası nasıl hesaplanır yazımızda bulabilirsiniz.
Artırılan Nafaka Ne Zaman Ödenmeye Başlar?
Artırım kararı, dava tarihinden itibaren geçerli olur. Dava açılmadan önceki dönem için artış farkı istenemez. Dolayısıyla nafaka yetersiz kaldığında beklemek, kaybedilen her ayı geri alınamaz hale getirir.
Karar verildikten sonra dava tarihi ile karar tarihi arasındaki artış farkları birikmiş alacak olarak ortaya çıkar. Yükümlü söz konusu farkları ödemezse alacaklı ilamlı takip başlatabilir; takip ve yaptırımları nafaka ödenmezse ne olur yazımızda ele aldık.
Karşı Taraf Hangi Savunmaları Yapabilir?
Nafaka yükümlüsü çoğu zaman gelirinin düştüğünü, yeni evlilik yaptığını veya bakmakla yükümlü olduğu başka çocukları bulunduğunu ileri sürer. Mahkeme o savunmaları da gerçek gelir ve gider belgeleriyle değerlendirir. Yoksulluk nafakası alan eşin yeniden evlenmesi, evlilik benzeri birliktelik yaşaması veya düzenli gelir elde etmeye başlaması ise artırım yerine nafakanın kaldırılmasını gündeme getirebilir. O ihtimalleri nafakanın kaldırılması davası yazımızda inceledik.
Anayasa Mahkemesi’nin 30 Eylül 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanan kararıyla TMK 175’teki “süresiz olarak” ibaresi iptal edildi; iptal Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Yeni yasal düzenlemenin yoksulluk nafakasının süresini nasıl belirleyeceği henüz netleşmedi. Şimdilik açılan artırım davaları yürürlükteki hükümlere göre görülmeye devam ediyor.
Sık Sorulan Sorular
Nafaka artırım davası kaç yılda açılabilir?
Kanunda bekleme süresi yoktur. Önemli olan, önceki karardan sonra durumun gerçekten değişmiş olmasıdır. Kısa aralıkla açılan ve değişiklik gösterilemeyen davalar reddedilir.
Nafaka ne kadar artırılabilir?
Sabit oran yoktur. Hakim enflasyon değişimini, tarafların gelirlerini ve ihtiyaçları birlikte değerlendirerek miktarı belirler.
Artırım davasında avukat zorunlu mu?
Zorunlu değildir. Ancak belgelerin doğru toplanması ve talebin harç hesabına uygun yazılması sonucu doğrudan etkiler.
Boşanma kararını veren mahkemede mi açılmalı?
Gerekmez. Artırım davası bağımsız bir davadır ve yetki kurallarına göre belirlenen aile mahkemesinde açılır.
Artırım Talebinizi Birlikte Değerlendirelim
Nafakanın ne oranda artırılabileceği, dosyadaki gelir ve gider belgelerine göre şekillenir. Talebinizin dayanaklarını gözden geçirmek için Ataşehir boşanma avukatı sayfamızı inceleyebilir veya (0532) 776 65 64 numarasından randevu alabilirsiniz. Büromuz Ataşehir Küçükbakkalköy’de hizmet veriyor.
Hazırlayan: Ataşehir Avukat – Av. M. Şamil Arslan Hukuk Bürosu. Son güncelleme: Ekim 2026. Yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez.
